İrlanda’da Bir Koca Yıl!

Herkese tekrar merhaba!

Bugün İrlanda’ya taşınışımın 1. yılı. Geçtiğimiz yıl bana neler kattı ve benden neler götürdü; neler yaşadım, İrlanda’nın hangi yanları beklediğim gibi çıktı ya da beklemediğim ne gibi durumlarla karşılaştım, bunları sizlerle detaylı olarak paylaşmak isterim. Dikkat dikkat, bu uzun bir yazı olacak!

Dikkatinizi çekmiş olabilir, bu web günlüğüne yeni bir yazı yazmayalı da 1 yıl oldu neredeyse. Bu benim için beklendik bir durumdu, zaten yine başka şeylerle uğraşmaktan vakit ayıramayacağımı tahmin ettiğimden dolayı, bütün önemli detayları İrlanda’ya yerleştiğim ilk ay içinde sıcağı sıcağına yazdım ve tamamladım. Sonrası malumunuz, okul, iş – güç derken daha ancak geçtiğimiz haftalarda tekrardan eski yazılarımı gözden geçirip güncelleme fırsatım oldu.

Yazıma şu şekilde devam etmek isterim: Öncelikle hem web günlüğüme ilk defa gelenler için, hem de böyle bir işe girişirseniz, İrlanda’ya yerleşme kararı almanızdan başlayarak bir iş bulana kadar başınıza neler gelebileceğini gözünüzde canlandırabilmeniz için, hem 22 Ocak 2018’de İstanbul-Dublin uçağına binene kadar yaşadığım süreçleri, hem de 22 Ocak 2018’den 22 Ocak 2019’a kadar başımdan geçenleri Motivasyon başlığı altında kısaca bir özetleyeceğim. Ardından, Çıkarımlar başlığı altında açacağım alt başlıklar halinde, ne umdum – ne buldum sizlere kısaca açıklamaya çalışacağım.

Yine hatırlatmak isterim ki, bütün anlatacaklarım kendi kişisel görüşlerimdir ve sizin yaşayacağınız herhangi bir deneyim bundan çok daha farklı olabilir. Şansınız benim gibi yaver gitmeyebilir. Tabii umarım ki şansınız benden çok daha iyi gider ve dilediklerinize kavuşur, hedeflerinize ulaşırsınız.

Motivasyon

Doğma büyüme İstanbullu ve e-ticaret sektöründe 4 yıllık iş tecrübesi olan bir mühendis olarak, özellikle yıllar geçtikçe ve sorumluluklarım arttıkça bazı noktalar kafamı kurcalamaya başlamıştı. Profesyonel açıdan, çalıştığım yeri ve ekibimi çok seviyordum, ancak hem iş yoğunluğu hem de kendi yapım nedeniyle neredeyse sürekli çalışıyordum. Bir yandan tam zamanlı olarak çalışırken, 2. öğretim yüksek lisans bile bitirmeyi başardım; düşünün ki uzmanlık alanıma karşı nasıl bir azim içerisindeydim.

Yüksek lisanstan mezun olduktan sonra şunu fark ettim: Uyku düzenim doğal olarak iyileşmekle beraber, kişisel hayatıma ayırdığım vakitte bir gelişme olmadı! Aynı şehirde olan arkadaşlarımla birkaç ayda bir görüşebilirsek kendimizi şanslı sayıyor, kendisi de tam zamanlı olarak çalışan kız arkadaşımla her hafta sonu görüşebilirsek mutlu oluyorduk.

Buna ek olarak, İngiltere’ye taşınan bir çalışma arkadaşımın, daha işe başlayışının ilk ayı içerisinde izin alıp ziyaretimize gelebilmesi bende büyük etki bıraktı. Türkiye’de herhangi bir firmada işe başlayışınızın ilk ayında 5 gün izin aldığınızı hayal edebilir misiniz? İlk üç ay içinde, belki, bir ihtimal?

Son olarak, iş yoğunluğundan dolayı, profesyonel anlamda kendime bir şey katamıyor oluşum da durumumu iyice kaymaklı ekmek kadayıfı haline getirmişti. Bilirsiniz, Türkiye’de bir kariyer yoluna girerseniz artık gitti gider, geçmiş olsun. Tam size uygun bir rolde çalışıyorsanız ne âlâ.

Bu motivasyon içinde, kendi kendime bir farkındalık oluşturmaya çalışırken, yurt dışındaki bazı pozisyonlar için çeşitli iş başvuruları yapmıştım ancak neredeyse hiç geri dönüş yapan olmamıştı. O nedenle pek büyük bir ciddiyetle konuya yaklaşmıyordum açıkçası. Öte yandan mezun olduğum üniversitenin diploması sayesinde, Avustralya’nın bana 18 ay çalışma izni sağladığını öğrendim ve avustralyadayasam.com aracılığıyla yeni mezun vizesine başvuru yaptım. Bu vize 2-3 ay içinde çıktı!

Çıktı çıkmasına da, Avusturya’dan değil Avustralya’dan bahsetmekteydik 😀 2017 ilkbaharında kuzenimin mezuniyeti için New York’a 2 haftalık bir gezi yaptığımız sırada şunu fark etmiştim: Öyle bir saat farkı vardı ki, Türkiye’de her şey olmuş bitmiş, yakın çevrem WhatsApp’tan görüşmüş yazışmış, ben haberleri rötarlı öğrenir hale gelmiştim. Hayatının 27 yılını ailesinin yanında geçirmiş, arkadaşlarına bağlı bir kişi için bu pek uygulanabilir bir durum gibi gelmedi. Üstelik bir başıma, arada 18 saat uçuş mesafesi ve yüksek bilet fiyatları olan bir ülkeye, dünyanın öbür ucuna gidecektim!

Tam bu sırada, İrlanda’nın Avrupa’ya yerleşen göçmenlere en kolay çalışma izni sağlayan, 5 yılda kolay vatandaşlık veren tek ülke olduğu gibi duyumlar almıştım. Üstelik dili İngilizce olan bir ülkeydi ve 4 saatlik uçuş mesafesine sahipti. Dil okulu vasıtasıyla Dublin’e gidip doğrudan orada iş aramayı aklıma koyarak Academix’in Taksim şubesine gittim. Orada sevgili İlayda Atuner’le tanıştım ve kendisi durumun böyle olmadığını, ancak İrlanda’da yüksek lisans bitirirsem 1 + 1 yıl çalışma iznine sahip olabileceğimi öğrendim. Ben de madem durum bu şekilde, hem okurum hem çalışırım, daha sonra da tam zamanlı bir işe girerim diye düşünerek bu yola girdim.

Kabul edilme sürecini daha önce yazmıştım, bunun için aşağıdaki yazılarımı okuyabilirsiniz:

İrlanda’da Yüksek Öğrenime ve Dil Okuluna Başvuru Süreçleri

İrlanda’ya Vize Başvuru İşlemleri

Ancak ve ancak, hem parasal hem de kişisel nedenlerle okul beklediğim gibi gitmedi. İlk dönem derslerini geçmemin ardından tam zamanlı bir işe girince okul yarım kaldı. Bu konunun detayını da aşağıdaki yazımdan okuyabilirsiniz:

Griffith College Dublin’de Big Data Management Yüksek Lisans Programı (Güncellendi – 4 Ocak 2019)

Sonuç olarak, bu 1 yılın sonunda, tam zamanlı bir işe girerek kendime İrlanda’da bir düzen kurmayı başardım. Şimdi gelin, hangi konular beklediğim gibi oldu, hangi konularda çok şaşırdım, hiç aklıma gelmeyecek ne gibi durumlar başıma geldi bir bakalım:

Çıkarımlar

Bu bölümü de aşağıdaki gibi birkaç başlığa ayırarak anlatmaya devam ediyorum.

Tam Tahmin Ettiğim Gibi

  • Adalet: Çok temel bir kavram oldu ancak tam olarak tanımı bu. Hayatın her alanında, olabildiğince adil bir işleyiş olduğunu söyleyebilirim. İrlandalılar beklediğimden nazik insanlar, bu ayrı bir konu, öte yandan nezaketin dışında insanları doğru davranmaya iten şey bu. Bir yönetici, çalışanlarına sözleşmelerinin harici bir iş yaptırmaya kalkarsa yargılanacağını biliyor. Bir araç sürücüsü, park etmenin yasak olduğu bir yere aracını bırakırsa, herhangi bir vatandaşın hemen bunu ihbar edeceğini ve aracına kelepçe takılacağını biliyor. Adalet işliyor diye bütün ülkede her şey tabii ki güllük gülistanlık olmuyor, ancak adalet gerçekten işliyor!
  • İnsani Çalışma Şartları: Eminim, buradaki beyaz yakalı çalışanlara sorsanız yine çoğunluğu birçok konuda şikayet eder. Bu, Türkiye’den daha insani koşullarda çalışıldığı gerçeğini değiştirmiyor. Mesai teşvik edilmiyor, yöneticiden habersiz mesai yapılamıyor, yapılırsa ek ücret ödeniyor.
  • Hayat Pahalılığı ve Enflasyon: Evet, Dublin’de ev kiralarının yüksek olduğunu biliyordum. Bu da beni şaşırtmadı. Ancak, market alışverişinde sürpriz yaşamayacağımı da önceki Avrupa gezilerimden tahmin ediyordum. Neredeyse hiçbir şeyin fiyatı hiçbir zaman değişmiyor.
  • Ulaşım Ücretleri: Bir Avrupa klasiği! En kısa mesafe otobüs bileti 2.15 Euro’dan başlıyor. Havaalanına belediye otobüsüyle gidebilirseniz 2.50 Euro, hızlı otobüsle giderseniz tek yön 7 Euro.
  • Yeme-içme: Ne kadar özenilmiş olursa olsun, Türk yemekleri gibi olamayacağından emindim. Bu da beni şaşırtmadı. Çok yemek seçmediğim için sorun olmasa da, bu konudan muzdarip olan arkadaşlar var.
  • Trafik Kuralları: Trafik kurallarına uyulduğunu, araçların sol şeritten ilerlediğini biliyordum. Öte yandan şöyle bir gözlemim oldu: İnsanlar kurallara uydukça dikkatsizleşiyor diye düşünüyorum. Yani zaten herkes kurallara uyduğu için, sadece kurala uymakla ilgileniyorlar. Yeşil ışıkta gazı köklüyorlar, kırmızı görürlerse frene asılıyorlar. Bu bana beklenmedik durumlarda ölümcül kazaların daha kolay yaşanabileceği izlenimini verdi, dikkatli olmakta yarar var.
  • Gelir Dağılımı: Burada yeni mezun pozisyonuyla direktör pozisyonu arasında uçuruma varan maaş dağılımları yok. Örneğin, aynı departmanda giriş pozisyonunda çalışan 2000 Euro alıyorsa, direktörü de olsa olsa 5000 Euro alıyor. 2000 TL maaş alan stajyerin yanında 5000 TL alan departman direktörü gördünüz mü hiç? Ben görmedim.
  • Çalışma Hayatı: İş yine bildiğiniz gibi. Yani düzenli olarak işe gitmeniz yine gerekiyor, Avrupa’da çalışıyorsunuz diye her şey cennet olmuyor 😀 Burada da iş hayatınızda sürtüşmeler yaşayabilirsiniz, beklediğiniz konuma tahmin ettiğiniz kadar çabuk gelemeyebilirsiniz. Bu benim için beklenmedik bir durum değil, sonuçta bunlar da insan 😀 Sanki yurt dışında çalışılırsa her şey cennetlik olacak gibi bir algı olduğundan bunu belirtmek istedim.

Beklediğimden Farklı 

  • Yüksek Lisans Eğitimi: Avrupa standartları vesaire gereği, daha gelişmiş bir eğitim alacağımı tahmin etmiştim. Evet, Türkiye’deki çoğu vasat üniversiteden daha düzenli ve güncel bir müfredat sahibi olabilir, ancak ben girdiğim bölümden bekleneni alamadım. Küçük bir okul olduğu için herhangi bir beklenmedik durumda esneklik gösteremiyorlar diyebilirim. Öte yandan şunu da görmüş oldum ki, yüksek lisans için bol zaman ve geçim derdi olmaması lazım. Dünyada nereye giderseniz gidin, yüksek lisans oldu mu dersi anlatan akademisyen size konuyu temel olarak anlatıp al yap diyor. Her şeyi didik didik kendiniz öğrenmelisiniz.
  • Bürokrasi: Her şey fiziksel belgelerle yürüyor burada. E-devlet gibi bir sistem yok. Her işiniz için randevu almak zorundasınız. Yani randevu almakta sorun yok da, en erken 3 gün en geç 1-2 ay sonrasına randevu almaktan bahsediyorum; en basit bir işiniz için bile!
  • Okurken Yarı Zamanlı Çalışma: Şu an İrlanda Bilgi Teknolojileri için önemli bir ülke olduğundan, yüksek lisans yaparken IT’de yarı zamanlı bir iş bulabileceğimi umuyordum (Okurken haftada 20 saat çalışma izniniz var). Ancak yarı zamanlı beyaz yakalı işi yok! Restoran, pub, çeşitli üretim tesisleri vs. dışında iş imkanı yok.
  • İş Bulma ve Çalışma İzni: İrlanda’nın taşı toprağı altın olsa da, bu bir AB ülkesi vatandaşı olmayanlar için pek doğru bir laf değil. Evet, çok iş var, ve evet, Türkçe diline sahip çalışan aradıkları çok pozisyon var; ancak çalışma izni sağlayan yok! Çalışma izni çıkarmalarını sağlayarak bir işe girebilmeniz için, ya o pozisyona çok iyi derecede uymanız ve mevcut seviyenizin bir altında başlamayı kabul etmeniz ya da çalışma iznine sahip kimse bulamayacakları kadar çaresiz durumda olmaları gerekiyor. Türkçe bilen fakat eş durumundan ya da yüksek lisans bitirdiği için çalışma iznine sahip kişiler öncelikli olarak tercih ediliyor. Çalışma izni çıkarmak zor bir iş değil halbuki, iş bulmanın bu kadar zorlaşacağını düşünmemiştim.
  • Ev İşleri: Ev temizliği ve yemek yapmanın bu kadar vakit alacağı aklımın ucundan bile geçmezdi! Yazımı okuyan çoğunuz bu cümleme gülmüş olabilirsiniz ancak benim için yeni bir durumdu bu 😀
  • Bisiklet Sahibi Olmak: İrlanda çok tepelik bir ülke olmadığından, bisikletle her yere gitmek çok kolay ve zahmetsiz olur diye düşünüyordum. Ancak öyle olmadı benim için. En ufak yokuş bile yorulmama ve terlememe neden oluyordu. Ek olarak bisiklet hırsızlığı da cabası. Ülkedeki en büyük suç bu diyebilirim, çünkü takibi yapılamayan ender suçlardan. Gece bisikleti sokakta bıraktığınızda asla %100 güvende olacağını söyleyemem. Eve almak da mümkün değil çünkü burada merkezde evler genelde küçük daireli ve birkaç katlı oluyor (Bkz. Dublin’de Bisiklet Kiralama / Satın Alma).Ben de çözümü elektrikli scooter almakta buldum, bununla ilgili ayrıca bir yazı yazacağım.
  • Hava Durumu: Havanın burada çok yağışlı, çok soğuk olacağını düşünmüştüm. Tabii ki İstanbul’dan daha soğuk bir ortalamaya sahip ancak yıl içinde ortalama sıcaklık sadece 5 – 15 derece arasında oynuyor. Avrupa -10 derecelerde kırılırken burası en fazla 0 derece oluyor, daha altına neredeyse hiç inmiyor. Yazın da 25 derecenin üstüne çok çok nadir çıkıyor. Tahmin edildiği kadar da çok yağmur yağmıyor.

Bilmiyordum, Şaşırdım

  • Ev Kiralamanın Zorluğu: Ev kiralarının yüksek olduğunu biliyordum ancak ev kiralamayı başarmanın bu kadar zor olacağını düşünmemiştim. Öğrenciyseniz çok büyük şüpheyle yaklaşıyorlar, parayı nasıl ödeyebileceğinize dair referanslar ve banka hesapları istiyorlar. Paylaşımlı bir eve çıkacaksanız da türlü türlü insanlar ve kurallar karşınıza çıkabilir. Şu an oturduğum evi 10-15 kişi arasından nasıl olduysa bana verdiler. İçimizdeki İrlandalı Instagram hesabımda Nisan 2018’e giderek durumun vehametini görebilirsiniz.
  • Sağlık: Doktor kontrolüne gidecekseniz öncelikle aile hekimine (GP) 45 – 80 Euro’yu gözden çıkarmanız gerekiyor. Doğrudan hastaneye muayene olmaya gidemiyorsunuz, önce GP denen pratisyen hekimin sizi yönlendirmesi gerekiyor. Başım dönüyor acaba D vitamini eksikliğim mi var diye gittiğim doktor tahlil bile yazmadı benim için. Acil serviste de hızlı hizmet almak istiyorsanız gerçekten o sırada ölüyor olmanız gerekiyor. Bununla ilgili bir yazı da gelecek.
  • Ehliyet: Türkiye anlaşmalı ülkeler arasında olmadığı için, sıfırdan ehliyet almanız gerekiyor. Buradaki direksiyon sınavları oldukça zor, genellikle ilk seferde geçemeyebiliyorsunuz (Bkz. İrlanda’da Sürücü Ehliyeti Nasıl Alınır?).
  • Arkadaş Çevresi: Burada çok fazla Türk var! – en azından tahmin edebileceğinizden daha çok. Bu kadar kolay çevre edinebileceğim aklıma bile gelmezdi, gurbetteyseniz bu çok önemli bir faktör. Öte yandan buraya dil öğrenmeye geliyorsanız Türklerden oluşan bir çevre edinmeniz pek yararınıza olmayacaktır.
  • Bankacılık İşlemleri: Türkiye’ye göre bu da oldukça geride. Her ATM’den para yatıramayabilirsiniz. Aylık belirli miktardan fazla para çekerseniz masraf yansıyabilir. Bankalar arası havale ve EFT şak diye karşı tarafa yansımıyor. Bunlara şaşırdım açıkçası.
  • Yaya Geçidi ve Trafik Işıkları: Dublin’de yaya geçidi diye bir şey yok! Bayağı yok yani. Ya trafik ışığı var ya da o da yok. Trafik ışıkları da özellikle yayalara tam bir ömür törpüsü, bir türlü yeşil yanmak bilmiyor.
  • Nezaket: İrlandalıların çok nazik insanlar olduğunu duymuştum ama böyle bir şey beklemiyordum! Yani neredeyse sokakta yürürken yakınımdan geçti diye özür dileyecek durumdalar 😀 Yanlış bir hareket yapmanız halinde İrlandalı Turist gibi de olabilirler ama, dikkat 😀
  • Araç Masrafları: Burada bir araba satın almak tahmin edemeyeceğiniz kadar ucuz, ancak yan masraflar tahmin edemeyeceğiniz kadar pahalı. Örneğin, 1000 Euro’ya 2006 model bir Toyota Yaris alabilirsiniz fakat yıllık 200 – 500 Euro arası vergi, yeni ehliyet almış olacağınız için 1800 – 2000 Euro arası sigorta ücreti ödersiniz. Şansınız yaver giderse hem ev hem iş önünde park yeri ücreti olmaz.
  • Çalışma İzni Çeşitleri: Burada iki çalışma izni tipi var: Biri General Permit, diğeri Critical Skills. Critical Skills çok avantajlı bir izin ve bu izni alabilmek için kabul edildiğiniz işin bu kapsamda olması ve bitirdiğiniz lisans / yüksek lisans programının da bu işin gerekleriyle uyumlu olması gerekiyor. Critical Skills ile 2 yıl çalışmanızın ardından, İrlanda’da kaldığınız sürece keyfinize göre iş değiştirebiliyorsunuz; bir daha size çalışma izni çıkarmalarına gerek kalmıyor. Ayrıca bu izinle geliyorsanız eşiniz doğrudan sizinle gelebiliyor. Halbuki General Permit ile gelirseniz, sadece kabul edildiğiniz işte çalışabilirsiniz, 2 yıl çalışsanız da kalıcı çalışma izni kazanamazsınız, İrlanda’ya taşınmadan önce evli olsanız bile eşiniz siz 1 yıl çalışmadan aile birleşimi için oturma iznine başvuramaz.

Şimdilik aklıma gelenler bunlar. Başka aklıma gelirse altına ekleyeceğim, kendinize iyi bakın!

İrlanda’da Bir Koca Yıl!” için 2 yorum

  1. Tam olarak aradığım bilgileri buldum, çok teşekkürler. Umarım bu yolculukta bana da ışık olur ve planladığım gibi ilerler herşey. Başarılar diliyorum.

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s